Hüzünden Düşen Bin Parça
- Seyit Furkan Karabacak

- 2 saat önce
- 1 dakikada okunur

İnce düşündüm her dem, elimden geldiğince
Ama tutup kopardılar inceldiği yerden.
Gideceğim elbette, o güzel gel deyince
Şimdi hicrânıma yağmur yağar hüzünlerden.
Günahlarımla çıkıp, yüzleşeyim isterken
Sözleştim onlar ile tekrardan buluşmaya.
Hâlâ doymaz nefsimin, arzusunu güderken
Söyle nasıl çıkarım, o büyük duruşmaya?
Ölüm var hesapta ve defterim karalıdır
Diğer günü beklemeden uğrarım ziyâna.
Ölüm var, hesap da… Dilin değişmez kuralıdır:
Konuştukça batar, her insanoğlu günaha.
Yeryüzündeyim lâkin, gökyüzün seyretmekten
Öğrenemedim hâlâ, şu şehrin yollarını.
Ey insana bilmediklerini de öğreten
Sabit kıl yolunda, yalpalayan kullarını.
Muhtaç etme ne olur, bir senden başkasına
Duymaz kimse niyâzım, geçmez kimseye nazım.
Bırakıp her şeyi, has kılsam da aşkı sana
Havf recâ dengesinde, çok kötü bir canbazım.
Kimisi nerdesin der kimisi her yerdesin
Vakti gelen beklemez ve göçer birden bire.
Vuslatın eşiğinde, kaldır kalbim perdesin
Sıfırı tükettim dönüyorum Bir’den Bir’e.



Yorumlar